İşletmeler Niçin Yönetim Danışmanlığı Hizmeti Almalı?

Yönetim Danışmanlığı Nedir?

  • Yönetim Danışmanlığı, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren kurumların yönetsel sorunlarının tespitinde, veri analizinde, iyileştirme faaliyetlerinin geliştirilmesinde, sistemlerin kurulması ve uygulamaların devreye alınmasında yardım etmek üzere gerekli yetkinliklerle ve etik değerlere sahip uzmanlarca, sözleşme kapsamında bağımsız ve objektif sunulan profesyonel hizmettir.
  • Bir konudaki uzmanlık işletme yönetimi bilgisi ve işletmeye bir bütün olarak bakabilme yetkinliği ile birleştirildiğinde, yapılan bir işin veya değişikliğin topyekûn etkisini analiz edebilecek ve bunu kurum iş yapma biçimlerine ve kültürüne yansıtabilecek düzeye gelindiğinde Yönetim Danışmanı tanımı kapsamı oluşmaktadır.

Genel Olarak Sağladığı Faydalar Nelerdir?

  • Yönetim Danışmanlığı farklı branşlarda verilen danışmanlık hizmetlerini ve uzmanlık alanlarını kapsayan genel bir tanımlama olup yönetim danışmanları kurumlara; strateji oluşturma aşamasından, genel yönetim, proje yönetimi, iş kurma, pazarlama, bilgi teknolojileri, satın alma ve malzeme yönetimi, üretim teknolojileri, insan kaynakları, mali ve finansal yönetim, halkla ilişkiler ve tanıtım, bilişim teknolojileri, kalite yönetimi, araştırma, çevre gibi yönetsel konulara kadar çok geniş alanda çok yönlü destek vermektedirler.
  • Yönetim Danışmanı, bir kuruluşun; iş stratejisi, örgütsel yapısı ve iş yapma yöntemleri alanlarındaki sorunlarının, güçlü yönlerinin, iş fırsatlarının ve tehditlerinin araştırılması ve tanımlanmasını takiben kuruluşun vizyon, misyon ve stratejik hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir rekabetçi yönetim yapısını oluşturmak üzere, uygun yönetsel önerilerin yapılması, tasarlanması, uygulanması ve izlenmesi süreçlerine destek veren nitelikli kişidir.
  • Yönetim Danışmanı, yönetim alanında değer oluşturmak ya da değişimi gerçekleştirmek amacıyla tavsiyelerde bulunur ve çözüm bulma ya da doğrudan aksiyona geçme yöntemlerini kullanır.

Danışman Tercihinde En Önemli Kriter Nedir?

  • Sözleşme kapsamında bir hizmet sunumu olan yönetim danışmanlığı işi, şirket yöneticileri yerine karar alma ve uygulama sorumluluğu değil; organizasyonun ihtiyaçları, beklentileri ve görüşlerinden bağımsız ve kişisel menfaat içermeden değerlendirme yapma, karar alma ve harekete geçirme fonksiyonlarıdır.
  • Bu sebeplerden ötürü, yönetim danışmanı, teşhis ve çözümleri değerlendirme yeteneği ile yeni yaklaşımları ortaya çıkarmak, çözümleri şirket kültürüne uyarlamak ve devreye almak, kurum personeli ve yönetim ekibinin teknik ve idari becerilerini geliştirmek için yeterli eğitim, deneyim, beceri, etik değerler ve disiplinler arası uzmanlığa sahip olmalıdır.

Şirketinizi İyi Tanımanız Dijital Dönüşümden Daha Önemli…

Dönüşüm kelimesi hali hazırda var olan bir durumun bir başka hal ile değişimi anlamına gelmektedir. İşte şirketlerin hali hazırda ki durumlarında sıkıntılar varken ilk önce süreçlerini analiz edip iyileştirme adımları atmaları gerekir. Bu adımlar atılmaya başlandığında şirket içinde olup biten ve devam eden iş ve işlemler daha net bir şekilde ortaya konarak iyileştirmeler yapılabilecektir. Tam anlamıyla analiz edilmiş ve tüm süreçleri olabilecek en iyi şekilde işleyen bir yapı dijital dönüşüme hazır demektir.

Şirketler faaliyet alanlarına göre 3 ana kategoriye ayrılmış durumdadır.

  • Üretim
  • Ticaret
  • Hizmet

Bir şirket hangi alanda faaliyet gösterirse göstersin süreç yönetimi her koşulda var olan bir durumdur. Sağlıklı süreç yönetimi olmadan raporlama ve analiz yapılması, raporlama ve analiz olmadan sağlıklı kararlar alınması mümkün değildir.

Ülkemizin sahip olduğu genç nüfus ve coğrafi konum gibi avantajlara rağmen Kurumsal yönetim, ticaret pazarı payı ve Dünya markası olmuş şirket sayısı gibi göstergelerde hayli gerilerdeyiz. Bunun nedenleri arasında yukarıda saymaya çalıştığımız ana sebepler yatmaktadır.

Şimdilerde Dijital Dönüşüm trendi oldukça revaçta. Her geçen gün bu dönüşüm hikayesine yeni şirketler katılıyor. Ancak burada da ciddi hatalar yapıldığı görülüyor.

İşletmeler yalnızca yukarıda sıraladığımız faaliyet alanlarından dolayı değil, çok daha fazla nedenle birbirlerinden ayrı değerlendirilmelidir. Dijital Dönüşüm denilen olgu her şirket için aynı şekilde uygulanamayacağı gibi, her şirket Dijital Dönüşüm sürecine girmek zorunda da değildir.

Dijital Dönüşümün öncesi dediğimiz olgunluk seviyesi kavramı sürekli göz ardı edilen bir durumdur.

Ülkemizde faaliyet gösteren şirketlerimizin birçoğu;

  • Kendi iş süreçlerini ve iş akışlarını tam olarak oturtamamış,
  • Operasyon anlamında analizlerini yapıp en iyiyi yakalayamamış,
  • İnsan kaynakları yönetimini prensip haline getirememiş,
  • Kaynak kullanımını henüz verimlilik ölçümü ile gerçekleştirmemiş,

Durumda olduğundan bu şirketler için bilinen anlamda Dijital Dönüşüm süreçlerini başlatmak çok yanlış bir yaklaşımdır. Esasen planlama yapmadan uygulamaya geçmeye çalışmak ne kadar mantığa zıt bir durum ise, daha tam manasıyla kendini tanımayan şirketlerin Dijital Dönüşüm sürecine girmeleri aynı şekilde plansız hareket etmekten başka bir şey değildir.

Sonuç olarak, dijital dönüşüm öncesinde yapılması gerekenlerin, dijital dönüşümün kendisinden daha önemli olduğu aslında çok nettir. Ancak günümüzde Dijital Dönüşüm yaklaşımlarına bakıldığında konunun sürekli anlatılan ve reklamı yapılan tak kullan bir cihazdan bahseder gibi lanse edildiği görülüyor ki, maalesef başarısızlık ile sonuçlanan veya ciddi kayıplara yol açan projelerin sayısı oldukça fazla olmakla beraber, hala kendisi için gerekli olanın ne olduğunu tam olarak kestiremediği için Dijital dönüşümden ürküp bir kenarda bekleyen birçok şirket var.

Kurumsallaşmadan Dijitalleşme.

Dünya da ve ülkemizde şirketlerin kurumsallaşıp kişilerden bağımsız hareket edebilme kabiliyeti kazanabilmeleri yönünde yıllardır başta akademik ve özel yayınlar, eğitimler ve farkındalık artırıcı birçok çalışma yürütülmektedir. Kurumsallığı takiben işletmelere yerleşmesi gereken “şirket kültürü” bilincinin yaygınlaşması için ciddi araştırmalar, çalışmalar mevcut.

Ancak globalleşme, küreselleşme, iletişim araçlarının hızlı gelişimi, teknolojik gelişmeler vb. süreçlerine ek son dönemde Dünya’yı etkisi altına alan COVİD-19 pandemisi ile yeni Dünya’nın gündemi artık kesin bir şekilde “Dijitalleşme”

Birçok şirket kurumsallaşma süreç ve serüvenini tam manasıyla tamamlayamadan kendilerini hızlı bir şekilde dijitalleşme çağının içinde buldu. Var olup hayatta kalabilmenin şartları yani oyunun kuralları değişti. Kurumsallaşma sürecinde zaman, emek ve sermaye ayırarak elde edilen veya edilmeye çalışılan birçoğu kişi odaklı planlar, programlar, raporlar dokümanlar, şemalar vb. çalışmaların yeni çağın gereksinimleri karşısında etkinliği azalmış görünüyor.

Sanal ortamların ve bulut sistemlerinin yüksek bir hızla yaygınlaşıp, akıllı teknolojilerin hâkim olduğu bir Dünyada, mal ve hizmet üreten şirketlerin sahip olması gereken özellikler artık bir önceki çağa oranla çok farklı. Sağlam ve güvenilir bir teknolojik altyapıya sahip olmak, yeni çağda kişiye bağımlı kurumsallaşma ve hatta daha ileri seviyesi olan “şirket kültürü” nün önüne geçmiş durumda.

İnternet siteleri ve mobil uygulamaları bugün artık birçok şirketin temsil makamı olmuş durumda. Büyük projeler ve ciddi ortaklıklar dışında şirketlerin yönetim veya alt kademelerinin bir araya geldiği, yüz yüze görüştüğü neredeyse yok gibi. Bugün iş odaklı iletişim ve bilgi akış trafiğinin %78’i mail ortamında %12 telefon aracılığı ile, geri kalan %10 luk kısmı ise yüz yüze temas ile yönetiliyor. Yani artık şirketlerin içerisinde neler olduğundan ve nasıl yönetildiğinden ziyade, ortaya net ve somut olarak ne koyduklarına bakılıyor.

Yaşam şekillerimizin ve buna bağlı iş yapma modellerimizin değişmesi, sonuca ve hıza odaklı olarak istediği tedariki, ürünü veya servisi bir an önce temin edebilmeği her şeyden daha önemli hale getirdi.

Yeni dünyada hem kişisel yaşamın hem de iş sektörünün ister istemez gündemi haline gelen dijitalleşme, şirketler açısından kaçınılmaz süreçlerin tetikçisi oldu. Artık günümüzde bir şirketin klasik manada kurumsallaşıp kurumsallaşamadığının, hiyerarşik şemasının nasıl şekillendiğinin veya biçimlendiğinin, yönetişim modelinin ne olduğunun çok fazla bir önemi kalmadı. Söz konusu şirket bugün operasyonlarını “anlık” takip edebilen bir seviyeye ulaşmış, kendinden beklenen ürün veya hizmetleri dijital endüstriyi ve pazarlama kanallarını kullanarak talep edenlere ulaştırır hale gelmiş ise, günü yakalamış demektir.

Yazılımdan Önce Bakış Açınızı Değiştirin

Yazılım tercihi konusu işletmeler açısından her zaman önemli bir yer tutmuştur. Firmalar çoğu zaman yazılımın kendisi üzerinden çıkarım ve değerlendirmelerde bulunarak tercihlerini buna göre şekillendirmeye çalışırlar. Ancak bu yaklaşım çoğu kez başarının, iyileştirmenin ve istenilen seviyenin yakalanmasını temin etmeye yetmiyor.

Yaşam veya iş fark etmez, hedef olarak ulaşmak istediğiniz ne ise önceden onu net bir şekilde ortaya koymanın gerekliliği her alanda geçerli bir kuraldır. Ve bunun başında da bakış açısı ve yaklaşım gelmektedir. Diğer bir ifadeyle harekete geçmeden önce hareket tarzınızı belirlemeniz gerekir.

İşletmeler aslında yaşayan birer metabolizmadır. Ani hareketler nasıl ki metabolizmaya ya hareket anında veya ileride zarar verir. Aynen bu durum gibi, işletme içinde stratejisi belirlenmeden yapılacak ani hareketler sıkıntı doğuran süreçleri mutlak surette beraberinde getirecektir.

Burada iki temel durum öne çıkmaktadır,

  1. Sağlıklı Bakış Açısı; Yazılım tercihini değiştirme kararı almadan önce “Nereden baktığına göre Değişir” kuralı göz ardı edilmemelidir. Bu aşamada tüm departmanların sürece olan bakış açıları ve önerileri masaya yatırılmalı, yazılım tercihi kısıtlı / dar bir  bakış açısı veya sadece yönetim kararı olma risklerinden kurtarılmalıdır. Bu sayede daha geniş perspektif ile daha doğru değerlendirme yapılması sağlanabilir.
  2. Doğru Yaklaşım; İstisnaları olmakla birlikte genel olarak işletmeler standart ve rutin operasyonlarını yürütmekte iken dış dünya da olup bitenler konusunda bilgi sahibi olma ve günceli takip edip yakalama noktasında geri kalabilirler. İşletme körlüğü denilen bu durum tam da bu noktada karşımıza çıkıyor. İşletme içinden birisi yıllar içerisinde kendi kulvarında ne kadar tecrübe edinmiş olursa olsun genellikle operasyon süreçlerine hep aynı pencereden bakmaktadır. Bu durumu iyileştirmek için nitelikli personel istihdamı ve Danışmanlık Hizmeti almak gereklidir.

İşletmeler yukarıda açıklamaya çalıştığımız iki temel durumu göz önüne alarak harekete geçtiklerinde, projeye dair açık delik kalma olasılığı en aza indirgendiğinden hedef ve başarı tünelin ucunda görünmeye başlıyor.

Şirketiniz Zarar Ediyor Olabilir…

İşletmeler çoğu zaman KAR veya KAZANÇ kavramını yanlış yorumlar. Şirketinizin piyasaya borcunun olmaması, kasa veya banka da parasının olması, deposunda stoğunun olması kar ettiği anlamına gelmez.

Hizmet, ticaret veya üretim işletmesi olmanız bakış açısını değiştirmez. İşletme Karının doğru hesaplanması benzer şekilde bakış açısına sahip olmayı gerektiriyor. Yaptığınız iş ne olursa olsun işletme karının faaliyetiniz ve ona bağlı harcamalar üzerinden hesaplanması gerekiyor.

Ana faaliyetinize bağlı Hizmet Üretim – Ticari Mal – Hammadde maliyetlerinizin takibi ile işletme giderlerinin de doğru bir şekilde kayda alınıp takip edilmesi gerekiyor. Siz farkında olmadan şirketiniz zarar etmeye başlamış veya öteden beri zarar ediyor olabilir. Bu durumu tespit etmek için şirketinizi İŞLETME KARI raporları ile takibe almanız gerekmektedir.

Belirttiğimiz nakit, stok ve borçsuzluk gibi veriler KAR ettiğiniz anlamına gelmez. Aktifleriniz zaman içinde erimeye devam edebilir. Raporlama sisteminiz bu mantığa uygun kurgulanmamışsa durumun farkına varmanız zorlaşır.

Şirketiniz için kısa vadede İŞLETME KARI raporları çok fayda sağlayacağı gibi, periyodik olarak takip etmeniz gereken diğer bir başlık ise BİLANÇO (VAR – YOK) dur. Var – Yok analizi Raporları ile şirketinizin gerçek mali ve finansal durumunu görme imkânınız olacaktır.

İşletme sürekliliğine en önemli katkıyı, şirketinizin faaliyet sonuçlarının doğru raporlama – analiz teknikleri ile yorumlanarak takibe alınması sağlayacaktır.

Denetim Zorunluluk Değil “Konfor” dur…

KONFOR hayatın her alanında aranılan ve tercih edilen bir kriter olmasına rağmen ekonomik anlamda gelir kaynaklarımız olan işletmelerimizin finansal ve mali açıdan KONFOR içinde olup olmadıklarını çoğu zaman bilmiyoruz veya göz ardı ediyoruz. Güvene dayalı yönetici ve personel ilişkileri, öteden beri gelen alışkanlıklar zaman içerisinde biriken ve el uzatılmayan sorunlu konular…

Çoğu işletme doğru zamanda müdahele edilmediği için biriken dert ve problem dağının altında bir türlü istenilen seviyeyi yakalayamadan ticari ömrünü tamamlamak zorunda kalıyor.

İşletmeler çoğu kez Denetim hizmeti almak konusunda çekingen davranırlar. Ancak anlaşmazlıklar, hukuki ve mali sorumluluk ve zorunluluklar gibi mecburiyetler istisna. Son yıllarda şirket hissedar ve ortaklarının özellikle aile şirketlerinin Hile ve Hesap denetimi yaptırma eğilimlerinin arttığı gözleniyor.

İşletmeler de cereyan eden faaliyetler, sonuçlar ve rapor çıktıları ile mukayese edildiğinde makul güvence çerçevesi içerisinde olmalıdır. Denetim hizmetleri genel uygulama itibariyle belli dönemlerin sonunda, iş ve işlemler bittikden sonra ortaya çıkan durumların sağlaması olarak yapılmaktadır. Oysa ki iç denetim, iç kontrol ve faaliyet içi denetimler ile işletme içi faaliyetler daha dönem içinde oluşturulan sürekli denetim teknikleri ile izlenebilmekte ve olası plan – hedef sapmaları işleyiş içerisinde tespit edilebilmektedir. Böylelikle faaliyet dönemi tamamlanmadan tedbir almak mümkün olmaktadır.

Esasen zorunlu olmayan durum ve dönemlerde yapılan Denetimler “Güven ama Kontrol et” yaklaşımını ortaya koymakla kalmayıp, tüm taraflar için şirketin güvenilirliğini test etmektedir. Genel olarak beklenmeyen durumlar ortaya çıkmamakla birlikte, kimi zaman hiç beklenmedik denetim sonuçları ile karşılaşmak mümkün.

Şirketlerin Özel denetim hizmeti almaları bulgu ve tespitlerin o şirketin ve paydaşlarının çıkar ve faydalarına iyileştirme ve tedbirlere olanak sağlaması bir anlamda GÜVEN ve KONFOR artışıdır.

Nakit Akışınızı Takibe Alın

İşletmelerin en temel hedeflerinin başında KAR gelmektedir. Sürdürülebilirliğin elde edilebilmesi için KAR’ın devamlılığı esastır.

Ancak, işletmeler faaliyetlerini KAR ile değil NAKİT ve NAKTE benzer varlıklar ile yürütürler. Elde edilen karın işletme faaliyetlerinin sorunsuz yürütülmesi ve konulan hedeflere ulaşılması için en doğru şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

İşletmelerin çoğu KAR elde ettiklerinde başarının yakalandığını ve hedefe ulaştıklarını düşünürler. Yalnız başına KAR elde etmek başarı sayılamaz. İşletmelerin ileride karşılacağı Gelir ve Ödemeler dengesini iyi analiz etmeleri gerekir. Aksi takdirde Bütçe Yönetiminiz yoksa, geride bıraktığınız ticari dönem elde ettiğiniz karlar yanlış kararlar ile erime riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Nakit akışının takibe alınması gelir ve tahsilatların azaldığı dönemlerde ödeme ve harcamaların kontrol altında tutulmasına imkan vereceği gibi, finansal açıdan işlerin iyi gittiği dönemlerde ise nakit ve benzeri varlıkların ileriye dönük kullanımı için yol gösterici olacaktır.

Nakit akışınızı bütçe yaklaşımı ile takibe aldığınızda beklenmedik ekonomik durumlar ile karşılaşılması durumunda en azından kendi işletmeniz için önünüzü görmenizi sağlayacağından alacağınız kararlar için ciddi bir destek unsuru olacaktır.

İş Dünyasının Yeni Çalışma Modeli

Dijital Dönüşümün önemi COVID-19 salgını ile işletmelerin gündemine zorunlu olarak oturmuş oldu.”

İşletmelerin iş yapış şekillerini ve operasyonlarını dijitalleştirme süreci son yıllarda en çok konuşulan konuların başında gelmekteydi.

Pandemi salgını sosyal ve ekonomik anlamda tüm Dünya daki işletme faaliyetlerini direkt olarak olumlu / olumsuz etkilemiş durumda.

Şimdilerde çoğu işletmenin önümüzdeki belirsizlik dolu süreci yönetmeye çalıştıkları görülüyor. Ancak salgın sebebiyle firmaların ve çalışanların iş yapış şekillerinin daha kalıcı tedbirler ile değişmesi gerektiği gerçeği önümüzde bizleri bekliyor.

Toplumun büyük bölümünü etkileyen olaylar yaşandığı dönemlerde sıkıntılı sürecin en az zararla atlatılabilmesi için kararların hızlıca alınması oldukça önemli bir konu.

Bir araya gelerek toplantı icra etmek sosyal mesafeyi ihlal etmek anlamına geleceğinden aslında bir anlamda zorunluluktan da olsa işletme yöneticilerinin verimliliğini olumlu yönde destekleyen ve bulundukları yerden online olarak süreci çok daha hızlı bir şekilde yürütebildikleri görüldü.

Yaşananlar işletmelerin sadece yönetim şekillerinin değil, personel ve operasyon taraflarındaki çalışma şekillerinin de değişebileceğini göstermiş oldu. Şirketler tüm süreçlerini kapsayacak şekilde Yeni Nesil İş Yapış Şekilleri ortaya koyarak, kendilerine uygun DİJİTAL ORGANİZASYON şemalarını oluşturmak durumundadırlar.

Şu anki verilere göre Türkiye de online iş yapma ve ticaretin %60 oranında arttığı rapor ediliyor.

İşletmeleri ileride bekleyen diye bahsedegeldiğimiz bir çok teknoloji içerikli duruma, içinde bulunduğumuz günlerde eriştik ve yaşar hale geldik bile.

Artık bundan sonra Dijitalleşme Süreçlerinin işletmeler için tercih den öte zorunluluk olduğu kaçınılmaz.

Yönetim Karar Destek İle Pazar Payınızı Nitelikli Artırın

Üretime dayalı ticaretin şekli son yıllarda oldukça değişti. ERP tercih eden üretim işletmelerinde sistem otomasyonu ve süreç optimizasyonu ile maliyetler kontrol altına alınmaya, atıl kapasite önlenmeye, hammadde ve üretimde verimlilik artmaya, yerinde istihdam ve iş gücü kullanımı oluşmaya başladığından, söz konusu işletmelerin rekabet etme güçlerinin arttığı görülmektedir. Artan rekabet gücü sayesinde işletmeler yeni ve getirisi yüksek pazarlara girme imkânı bulabilmektedirler.

Süreçlerin yerine oturması ile işletmeler artık rakipleri ile başka konular üzerinden yarışmak zorunda kalmaktadır. İşletmelerde hacmin büyümesi ve gelişmesi ile arz rolü üstlenilen pazarın rekabet konuları değişmektedir. Bu aşamada maliyet ve tedarik süreçleri gibi rekabet başlıklarının yerini, ürüne dayalı müşteri ve pazar yönetimi, kar maksimizasyonu, stratejik karar verme, kriz yönetimi, karlılık analizi, başa başnoktası yönetimi vb. gibi başlıklar almaktadır.

İşletmeler sürekli rekabet edebilir gücü elde bulundurabilmek için, hızla akıp giden faaliyet dönemleri içinde aynı hıza sahip performans analizlerini yapmak ve kararlarını alırken en güncel ve doğru veriyi kullanmak zorundadırlar. İşte bu noktada üretilen veriyi doğru karar alma yönünde kullanabilen, rapor çıktısından daha ziyade monitör edilebilir gelişmiş görsellere sahip, hızlı, akılda kalıcı ve sonuç odaklı çalışan Yönetim Karar Destek sistemleri devreye girmektedir.

Örneğin, birçok şubesi veya bayisi bulunan bir işletmede çeşitli ürünlerinin satışlarını, hangi ürünün hangi şubede hangi zaman aralıklarıyla satıldığını, kalan ürün stoklarını ve bu ürünün yeniden üretilip üretilmeyeceği, fiyat değişiminde satışların ne şekilde etkileneceği gibi yöneticinin alması gereken kararlar, problemler ortaya çıkmaktadır. Bu tip bir problemde öncelikle elektronik veri hareketi kurulmuş, ofis otomasyon sistemlerinin çalışır olması gerekmektedir. Aksi halde ürünün satışlarını, kalan stoklarını ve dahi nerede ne kadar satıldığı gibi soruların cevaplarına ulaşması mümkün olmamaktadır. Elektronik veri hareketi ve ofis otomasyon sistemleri ile yönetimde toplanan tüm bilgiler, yönetim raporlama sistemleri ile yöneticiye raporlanabilir.

Çok çeşitli problemler ve satış / üretim optimizasyonu gibi konuları çözmek isteyen bir yönetici oldukça fazla ve karmaşık raporlarla sağlık sonuç alamayabilir veya uzun bir süreç gerektirebilir. Fakat üretim/lojistik ve fiyat politikasında yaşanacak en küçük bir aksama veya gecikme işletmeye büyük maliyetler doğurabilir. Bu aşamada elde edilen çeşitli raporlar istenilen probleme göre karar destek sistemleri yardımıyla modellenir ve verilerden daha anlamlı bir üst özet bilgiye ulaşılabilir.

Bu üst özet bilgi sayesinde de yönetici, ilgili ürünün üretimine, dağıtımına ve fiyat politikasına daha hızlı ve az hata ile karar verebilir.

ERP ile Maliyet Yönetimi / Muhasebesi ve Verim Analizi

Yaygın ERP sistemlerinde maliyet muhasebesi, alt alanlar, maliyet tipi muhasebesi, maliyet merkezi muhasebesi ve maliyet nesnesi muhasebesi tek başına veya birlikte kullanılabilir şekilde çalışmaktadır ve entegre bir muhasebe sistemi ilkesine göre yapılandırılmıştır.

Maliyet muhasebesi, örneğin, ana verileri sunmak için kullanılan birçok değerlendirmeyi sağlar. Mali muhasebeden Gelir Tablosu hesapları ile maliyet muhasebesinin maliyet türleri arasındaki bağlantılar veya maliyet merkezleri ve maliyet nesneleri için konsolidasyon yapılarının maliyet türleri de gösterebilirler.

ERP ile yaptığınız tüm maliyet planlarını, istediğiniz döviz cinsine göre ve FIFO, LIFO, Alış Fiyatı, Ortalama Alış Fiyatı, Son Alış Fiyatı, Alış Tarihine En Yakın Fiyat, Ağırlıklı Ortalama Alış Fiyatı yöntemleri üzerinden hesaplamasını yapabilirsiniz.

Standart Ürün Maliyetleri ve İş Emri Gerçekleşme Maliyetleri hesaplanabilmekte ve dönemlere göre karşılaştırılabilmektedir. Standart ürün maliyetleri, ürün ağacı bilgileri ve rota, operasyonlara göre hesaplanır. İş emri gerçekleşme maliyetleri ise iş emirlerine yapılan stok çıkışlarına ve operasyon gerçekleşme kayıtlarına göre hesaplanır.

Ürün reçeteleri ile tüketim miktar ve maliyetleri hesaplanır. Şirket ihtiyacına göre uyarlanan planlama modülleri ile başlayacak olan işin programı hazırlanır. Fason üretim, tamir, numune üretimi ya da siparişe istinaden yapılan üretimler için ayrı iş emirleri oluşturulur.

Gerçek anlamda fire maliyetlerinizi ve dönem sonu imalat alanında kaydı olarak kalan ancak gerçekte olmayan malzemelerinizi kolayca hesaplayıp izleyebilirsiniz.

ERP maliyet modülü ile üretim sürecinde oluşan işçilik, enerji kullanımı ve amortisman gibi masraflarınızı gerçek anlamda takip edebilirsiniz.

ERP ile klasik programlardaki maliyet hesaplamalarının en sorunlu işlemi olan “iadelerin doğru maliyetlendirilmesi“ işlemini kolay ve doğru olarak yapabilirsiniz.

ERP ile Fiili Maliyet (Actual Cost) hesaplarınıza gerçek anlamda sahip olabilirsiniz.

ERP’ deki maliyet ve hizmet hesaplamaları, dâhili muhasebenin parçası olarak esnek planlı maliyet muhasebesini desteklemektedir.

Planlanan maliyetlerin planlama için değiştirilen tüm gerçek koşullarda ayarlanmasını sağlar. Hedef / fiili karşılaştırmadan kabul edilemez farklar düzeltilebilir. Mali muhasebe ve duran varlık muhasebesi gibi çeşitli alanlardan gelen veriler maliyet muhasebesi ile entegredir.

ERP’ deki maliyet muhasebesi aynı zamanda üretim faaliyetinin maddi değerlemesi ve değerlendirmesinden gelen verileri birleştirir.

Gerçekleşen maliyetler, hammadde, işçilik, genel giderler dikkate alınarak farklı kurlar ve fiyat tiplerine göre aylık ya da haftalık hesaplanır. Ürün ağaçları yapısı şirketlerin ihtiyacına göre oluşturulur.

İş emirleri ile sipariş, üretim ve tedarik süreçleri detaylı takip edilir. İstasyon olarak belirlenen makinelere tanımlanan bilgilerle, kapasiteye uygun şekilde üretim yapılıp yapılmadığı kontrol edilir.

Kullanıcılar bazında belirlenen yetkiler ile kullanıcıların istenilen sınırlarda çalışması sağlanır. Bu kontrol ile personelin işlem yapma süreleri de gözlemlenebilir.

Barkot okuyucuların kullanılması ile hızlı ve hatasız veri girişleri yapılması sağlanır. Sistem üzerinde depo ve raflar bazında stok takibi yapılabilir.

Kapsamlı üretim raporları ile verim analizleri yapılmasını ve önlemler alınması gereken noktalarda yöneticileri uyararak kontrolün gerçekleşmesi sağlanmış olur. Yüksek enflasyon dönemlerinde maliyetlerin daha iyi takibi ve yönetilmesi sürdürülebilirlik anlamında işletmelere pozitif katkı sağlamaktadır.